12 Aralık 2012 Çarşamba

GİZLİ BİR BİLDİĞİM VAR




Yakup suskun bir adamdı. Aklının içinde milyonlarca kişi aynı anda konuştuğundan, yıllar önce susmayı seçmişti. Bu yüzden ağzı  küçücük kalmıştı. Çocuklar O'nunla 'Tavsan Yakup' diye dalga geçer dururdu. Yakup'un saati yıllardır altıya yirmi vardı. Susmayı seçtiği an, zamanının bir kolu kangren olmuştu. Yıllar önce bir gün,  kafasındaki seslerle oturmaktayken bir hastası geldi. (Yakup  terapistti, sonra çiçekçi oldu.) Uzun süredir düzenli gelen hastasının durumu her zamankinden iyiydi. Ne zaman bir hastasının ruhu iyileşse, tüm dünyada 'güzel uyuma oranı' gözle görülür ölçüde artardı. Yakup hastasını uğurladıktan sonra, gururla, gidişini izledi... Birkaç saat sonra, o mutlulukla yürüyen adamın ölüm haberi geldi. -Saat altıya yirmi vardı. -Bir inşaatın tepesinden atlayarak oracıkta ölen adam... Elbetteki herkes nedenini metak etti: Başta Yakup. Bu hazin sorunun en açık yanıtı Yakup' ta olmalıydı ve yoktu.
...
Gözlerini kapattı. Hafızasının gıcırtılı kapısından içeri girdi. Diğer tüm sesleri susturup adamın gidişini bir kez daha izledi:
'Bu hiç de ölecek bi adamın yürüyüşü değil. Tek isteği sadece dondurma yemek gibi görünüyor; son derece hayat dolu bi istek. Çok tuhaf... Gerçi neler gördük , neler... Koşarak, kucaklamak ister gibi yaklaşıp 'cart' diye bıçak saplayan sokak kızı; başına geleceklerden habersiz sürekli kedere boğulan yeğenim ( tanıdığım en şanslı delikanlı, kerata...) ... Sonra, şu bizim Samet hala... Kadını yıllardır tanıyan yakınları bile aslında ne kadar kırılgan olduğunu hiç bilmedi; herkes sırf sağlam görünüyor diye bütün öfkesini üstüne kustu. Kadın kırılarak öldü, yine kimse bilmedi.
Adam ofisimden evine doğru yürüyor, az önce heyecanla bahsettiği geleceğine yaklaşıyor. Hiç de öyle herşeyden vazgeçmiş gibi görünmüyor. 'Haftaya güzel haberlerle geleceğim.' deyip giden adam... Bu, vazgeçmiş bir adamın son cümlesine benzemiyor.Melek gibi karım da beni aldatacağa benzemezdi hiç. Olsun, gülüm o benim.  Vay be; iyisiyle, kötüsüyle sağ gösterip sol vuruyor ya hayat; anlamıyorum. '

Açtı gözlerini. Rahmetli hastasının dosyasına son cümleyi yazdı; ' bütün deliller intihar olduğunu gösterse de; bu benim için faili meçhul bir cinayettir. Öyle meçhul ki; bu fail bir fikir, aklına yürümüş bir kişi, göze ilişmiş bir şemsi de olabilir; acımasız bir çarpışma da... Herşeye ve herkese benzeyen bir katil...'
Dosyayı kapattı. Saat, yıllardır olduğu gibi, hala altıya yirmi vardı. Sustu. Bir daha ofise gitmedi. Çiçekçi oldu. Çok da iyi yaptı.



Hiç yorum yok: