8 Mart 2024 Cuma

SEN DE YAP YAP YAP, BİR KENARA YAP!


Yapmak. Sadece işleyen ışıldayan kadında değil; atalete, kasvete kapılarak kendi cenderesinde sıkışıp kalan kadında dahi bir ‘yapmak’ yoksunluğu, arzusu vardır. Şöyle ağız tadıyla atalete, kasvete bile kapılamaz. Çünkü ‘yapmak’ bir varoluş, bir kendini gerçekleştiriş yoludur. Sadece varlığı yetecekken, varlığını ‘yapmak’la kuvvetlendirmekse artık içgüdüsel hâle gelmiş bir şeydir. İşkôlik olur, annelikte, ofiste, atölyede, masasında, setinde, ev hanımlığında, tüm ama tüm rollerinde bir şeyler yapar durur. Buradaki ‘durur’ lâfın gelişidir. Durur gibi görünürken sıradaki yapılacaklar listesini yapmaktadır. Bu listede yemek yapmak da vardır, efendime söyleyeyim, şirketle ilgili sıkı bir organizasyon da, çocuğun okul bilmem nesi, kitap yazmak, cilt bakımı, kan tahlili, bakın çekirdek çitlemek diyorum, bilmem kime alınacak hediye diyorum,  yüksek lisans da yapmak, kısır filan da… Çok ama çok şey yapmak. Peki ‘yapmalara’ ‘varolmalara’ doyamayan, her şeye gücü yeten bu kadın cinsi neden erkek cinsine göre bu kadar çok hastalanıyor? Yahu %80 daha çok hastalanıyormuşuz; özellikle bağışıklık sistemine bağlı hastalıklarmış yaygın olan. Neden? Bilimsel araştırmayı güncel bir dille özetleyeyim; duygularımızı içimize attığımız içinmiş! Ya öf! Bütün o duyguları var ya, kar topu fırlatır gibi tutup fırlatmak geliyor içimden. Öyle sadece ortadoğuda filan değil ha, tüm dünyada olay böyle. Kadının her yaşta farklı bir vesileyle kutsiyeti, O’nu ideal, mükemmele yakın, doğru, düzgün olmaya mecbur kılıyor. Ne büyük bir yük! Ne ağır. Küçükken kız çocuğu olmanın ‘şekerliği, narinliği’, ergenken ‘güzelliği, erdemi, dokunulmazlığı’, gençken ‘becerikliliği, dişil enerjisinin sâfiyeti’, bekârken bekârlığı, efendim evliyken evliliği, hamileylen ohooo doğurganlığı, anneyken anneliği, of yıldım … Kutisyetle ezilen, bastırılan duygular vücuda zehir gibi sirayet ediyor. Yapmayın Allah aşkına. Yapmaylım… Bu içine atlamar durduk yere huyumuz olmadı tabii; yaftalanmalar  maftalanmalar, ataerkil kültürler mültürler. Artık konumuz bunlar olmasın , yeter. Bugün itibâriyle kendimize bir söz verip salalım mı hayvanı? İçimizdeki kanlı canlı kahkahaları, öfkeleri, özlemleri, herşeyi, ne var ne yok bakalım (çanta temizler gibi meselâ) ; her birini fırlatalım. A Ne demek ya biriktirip biriktirip hastalanmak, lütfen. Duygu zehirlenmesi gibi, (iptâl, iptâl, iptâl) . Yürüyün kızlar, fırlatıyoruz tüm duyguları… Günümüz kutlu olsun dünyanın tüm kadınları! Oh be!