13 Şubat 2012 Pazartesi

MÜSADEMİZLE...


Canım kızım… Sen kıymetini bilen kalabalık bir ailede sevgiyle ve kavgayla büyüdün. Hepimizin kendine ait yalnızlıkları oldu, evet; bulunduğumuz anda ve yerde yalnızlıklarımızı da yaşadık. Büyüdüğünde hatta büyürken en sakin yaşamı sürsen dahi güzel ve çirkin çok şeyle karşılaşacaksın; çarpışacaksın. Korkma. İlk adımını attığında kalbimde kocaman bir his büyüyüverdi; yırtıcı bir sevgi; seni koruma isteğiydi bu; her şeyden. Biliyorum, her şeyi kendin yaşayarak göreceksin. Ben sadece zamandan ve mekandan bağımsız bir gerçeği seninle paylaşarak hayatını kolaylaştırmak istiyorum, izninle. Sıkıcı bulursan  lütfen beni bağışla sevgili meleğim.
Ben küçükken hayat karşıma kıymetini sonradan anlayacağım sihirli bir kutu çıkardı. Bu kutunun içinde gelecekte olabileceğim kişi seçenekleri vardı. Bu kutunun içinde az sayıda evden oluşan küçük ve duygu dolu sokağımız vardı; büyüdüğüm sokak. Tam beş tane evden, beş  ‘gelecek’ resminden ve çok sayıda hayattan oluşan renkli ve renksiz sokak.
1)Sokağın başında yalnız ve  kızgın Osman amca yaşıyordu. Neden bu kadar yalnız kaldığını hiçbirimiz bilmiyorduk. Bence kendi de bilmediği için sadece dut toplarken gülümsüyordu.Bunun dışındaki tüm zamanını gözü dalmış gibi etrafa bakıp düşünerek geçiriyordu.
2)İronik bir şekilde Osman Amca’nın tam karşısındaki evde 5 kişilik çekirdek bir aile yaşıyordu. Üç erkek çocuğu olan genç bir çift. Cebrail,İsrafil,Mikail. Gerçekten de üstün güçleri olan melekler gibi durmadan yüksek enerjiyle koşturup durulardı. Konumuzla ilgisi yok ama ben en küçükleri olan Mikail’e aşıktım, o bunu hiç bilmedi. Dikkatini çekmek için gözlerinin önünde bisikletten attım kendimi, ilgilenmedi bile, gıcık…
3)Osman Amca’nın yan komşusu da Ayfer teyzelerdi. Evlerinden her zaman kavga sesleri gelir fakat kimseye bir şey anlatmazdı. Bahçeye çıkıp mutlu aile şovları yaparlardı; neyse ki çok ikna edicilerdi. Çocukları mutlu büyümüştür herhalde. Annem onlarla oynamama izin vermediği için bilmiyorum. (Annem onlarla okulda bir kez bitlendikleri için oynamama izin vermiyordu. Oysa ben de bir kez bitlenmiştim ve bu annemle aramızda sır olarak kalmıştı. İlk kez sana söylüyorum.)
4)Bizim evimiz…ve tabii ki anneannen ve dedenin evi… Biz geniş bir aileydik. Annem ve babam çok genç yaşta –benim dünyaya gelebilmem için- evlendiklerinden aile büyüklerimizle yaşadık.Ben bu konuda kendimi hep çok şanslı hissettim. Dedem ne istersem yapıyordu. Osman Amca’nın dut ağacına bile dalıyorduk. Annemin bazı geceler hemen, her şeyi bırakıp gidecekmiş gibi bahçe kapısında donup kaldığını görürdüm. Doğduğu evde çocuk büyütüyor olmak, genç yaşta ilk erkeğiyle evlenmek hiç de O’na göre bir yaşam biçimi değildi çünkü. Annem özgürlüğüne düşkündü. Abla kardeş gibi büyüdük…
5)9 kardeşe miras kaldığı için bir türlü paylaşılamayan ve bundan ötürü boş kalmış bir ev. Yani sokaktaki tüm çocukların ‘perili evi’.
Sihir bu kutunun neresinde? Diye düşünüyorsun; hemen söyleyeyim: 'Büyüdüğünde sen hangi evdeki yaşamı kuracaksın , hangi evdeki duyguyu seçiyorsun?' sorusu...
1)Yalnızlık içinde bir yaşam,
2)Çok çocuklu, neşeli ama evde geçen bir yaşam ,
3)Mutsuzluğu kabul etmeye çalışarak, rol yaparak geçen bir yaşam,
4)Büyümeden büyük yükler altında kaldığın bir yaşam
5)Hiç biri
Bu sokaktan büyüyerek çıktığımda kendimi ailemden uzakta çok yabancı bir kalabalıkta buldum. Bu kalabalık benimle aynı duyguyu paylaşan insanların da olduğu renkli, güzel, çirkin ve gerçek bir hayattı. Ailemden ilk kez okul için bu kadar uzak kalmıştım. İlk kez ihanete uğramış, ilk kez yalan söylemiş, ilk kez uyuşturucu çeşitlerini denemiş (umarım bunun için beni yargılamazsın, sadece denemeydi. Birkaç kez. Eğlencesine. Neyse…),  ilk kez sarhoş olmuş, ilk kez tek başıma başarılı olmuş, ilk kez yemek yapmış ve evet ilk kez aşık olmuştum.
Çocukken kendi kuracağım ailenin tasarımını o kadar çok düşünmüştüm ki içim rahattı. Milyonlarca parçadan oluşan bir yapboz gibi sevdiğim her şeyi içine koyduğum bir resim yaptım. Zamanla bu parçaların beni bile ezen bir hakimiyeti olduğunu anlayacaktım. Aile olmaya ikinci bir kişiyle başlayacağım için önce ıssız bir yerde iki kişilik bir yer açtım. Aşık olduğum adamı çeke çeke oraya sürükledim. Aşkımızı bu yapboz çerçevesinde yaşamaya çabaladık, benim yüzümden. Zamanla ben yaşamda yol almaya başladım, sevgilim yerinde saydı. Çünkü onu ve onun yaşamı boyunca kurduğu hayali hiçe saymıştım. Bunu bir gece uyanıp babanı seyrederken anladım. Kendimi onun yanında dev bir cadı gibi hissettim. Üzgündüm fakat artık çok geçti… Onu seviyordum ama o birey olma hakkı elinden alınmış bir erkeğe dönüştüğü için beni sevemiyordu bile. Yalnız kaldım. Bazan yaşamın bu kadar gerisinde kaldığı için babana olan saygımı yitirdiğimi dahi fark ediyordum. Ben, neden olduğum  bir yok oluşa ,hiç hakkım olmadan öfke duyuyordum, saygısızca.
Bir gece yapbozun bir parçası haline gelerek cansızlaştığım yaşamımın içinde kaybolurken, baban beni uyandırdı. O’nu ilk gördüğüm haliyleydi. Büyük,  görkemli,  parlak bakışlı ve erkek.   Baban  aşık olmuştu.  Kendi olmasına izin veren bir kadına gideceğini anlattı bana. Onu ilk kez dinledim, anladım ve özgürlüğüne kavuştuğu için mutlu bile oldum. Canımın ne kadar acıdığını anlatıp seni yormayacağım bebek. Baban gittikten sonra sen bir hediye gibi geliverdin hayatıma. Plansız, kendiliğinden ve hiç aklımda yokken. Başıma gelen en güzel şey sen oldun canım bebeğim. Babanla seni mutlu yetiştirebilmek için düzenli olarak görüştük. Onu her gördüğümde ne kadar güzel bir adam olduğunu hayranlıkla izler oldum.
Ben kurguma hapsolarak yaşamın getirdiklerini gözden kaçırdığım için kendi duvarları içinde kalan, sevdiği adamı da burada yok eden bir kadın oldum. Onun erkeliğini, benliğini, kendi yolunu ortaya koymasına hiç izin vermedim. Bu yüzden gitti… Ben hiç istemediğim halde Osman Amca olmuştum.
Şanslıydım evet. Sihirli kutu bana çok şey söylüyordu. Yaşadıkça, kurmak istediğim hayatın parçalarını bir araya getirirken ,hayatın bana getirecekleri için , kendiliğinden gelenler için hiç yer bırakmayacak kadar da bencildim. –ki bu her şeyi yok edecek büyük bir hataydı.
Canım kızım, kendini iyi tanıyan bir kadın ol, lütfen. Ne istediğini, ne olmak istediğini bilerek yaşa. Yaşamak istediklerinin peşinde ol ve yakala. Ama lütfen başka birinin kurgusuyla birleşecek kadar da  cesur ol. İzin ver. Boş odalar bırak gelecek tasarımında. Yaşamın akışının gizli bir güvenilirliği vardır, izin ver ve güven. Ancak böyle daha fazlasını alabilirsin biricik hayattan.
Sevgiyle kucaklıyorum seni güzeller güzelim… 
Annen…                                             



1 yorum:

Özlem Ünaldı dedi ki...

Fotoğraf: Fatma Karabenli